Akıl Sağlığı

oncology

Angelini'nin Taahhüdü

Akıl sağlığı sorunlarının yükü küresel olarak artmakta ve majör depresyon, bipolar duygudurum bozukluğu ve şizofreni, dünya çapında iş göremezliğin önde gelen 10 nedeni arasında yer almaktadır. Akıl sağlığı sorunları toplum üzerinde muazzam sosyal ve ekonomik yük oluşturmaya devam etmekte, erken ölümlere yol açmakta ve hem hastaların hem de ailelerinin hayat akışını ve yaşam kalitesini etkilemektedir.

Sadece Avrupa'da her yıl nüfusun yaklaşık %40'ında yaşanılan akıl sağlığı sorunu nedeni ile bir teşhis konulmakta veya rapor yazılmaktadır. Bu nedenle, akıl sağlığı, tüm paydaşların taahhüdünü gerektiren bir öncelik olmalıdır. (Wittchen, H.U., et al.,2011 The size and burden of mental disorders and other disorders of the brain in Europe 2010. European Neuropsychopharmacology: The Journal of the European College of Neuropsychopharmacology, 21, 655–679.)

Angelini Pharma 50 yılı aşkın süredir, akıl sağlığı sorunları ve hastaların akıl sağlığı bozukluğu nedeni ile damgalanması konusunda verdiği mücadeleyle uluslararası alanda takdir kazanmıştır. Şirket, antidepresanların ve duygudurum düzenleyici ilaçların geliştirilmesinde öncü bir rol oynamıştır ve hasta bakımı konusunda yenilikçi tedavilerden toplumsal taahhüde kadar yeni paradigmaların geliştirilmesini desteklemektedir. Akıl sağlığı, ihmal edilen bir alan olmaya devam etmektedir bu nedenle Angelini Pharma sadece ilaç araştırma ve geliştirmesiyle değil, aynı zamanda HEADWAY 2023 gibi yüksek nitelikli projeleri desteklemektedir. European House–Ambrosetti ile işbirliği içinde 2017 sonunda gerçekleştirilen bu proje, sosyal ve ekonomik boyutlara odaklanarak Avrupa'daki akıl sağlığı bağlamına küresel bir bakış sağlayacak yeni bir akıl sağlığı yol haritası tasarlamayı amaçlamaktadır. Bu projenin amacı, her ülkedeki sosyal sağlık bakım sistemlerinin, yeterli ve etkili bakımı garanti edebilmesi ve aynı zamanda hastalara daha iyi yaşam kalitesi sunmasına yönelik yasal uygulamaların arttırılmasıdır. Bunun da aileler üzerinde güçlü ve olumlu bir etkisi olması beklenmektedir.

Akıl sağlık sorunu olan kişilerin yaşam kalitesini arttırmanın ve damgalanma ile mücadele etmenin en iyi yolu doğru bilgi sunmak ve yaymaktır. Bu amaçla Angelini Pharma, akıl sağlığına odaklanan yeni bir web sitesi olan HarmoniaMentis.com'u kullanıma sunmuştur.

 

Akıl Sağlığına ilişkin Temel Bilgiler 

Avrupa'da akıl sağlığı sorunları artışta

21. yüzyılın temel sağlık problemi: akıl sağlığı sorunları

  • Akıl Sağlığı Sorunları1

    Her yıl, tüm AB nüfusundaki 10 kişiden (%38,2) yaklaşık 4'ü en az bir akıl sağlığı sorunuyla mücadele etmektedir.

    Bu oran, tahmini olarak 164,7 milyon
    insana karşılık gelmektedir

  • Dağılım

    Akıl sağlığı sorunları yaşa, cinsiyete ve ülkelere göre farklılık gösterir1.

    • Çoğunlukla psikotik olmayan depresyon ve anksiyete gibi yaygın akıl sağlığı sorunlarının nispeten yüksek sıklıklarda olması yetersiz eğitim, maddi dezavantaj ve işsizlik ile yakından ilişkilidir.2
    • Sosyoekonomik durumları daha düşük olan insanlar daha yaygın olarak akıl sağlığı sorunları yaşarlar.2
  • Etkilenen bireyler ve toplum üzerindeki etkileri1

    Akıl sağlığı sorunlarının, bu hastalıklardan etkilenen bireyler ve toplum üzerinde büyük etkileri vardır ve hastalığın yükü 4 ana bölüme ayrılabilir:

    • Yaşam kalitesi (QoL) kaybı
    • Hastalıkla ilişkili toplumsal damgalanma
    • İşsizlik
    • Direkt ve dolaylı maliyetler

Avrupa Birliği'nde akıl sağlığı sorunlarının yükü

  • En sık karşılaşılan akıl sağlığı sorunu türleri4

    • Anksiyete bozuklukları (%14)
    • En yaygını majör depresyon (%6,9) olan duygudurum bozuklukları (%7,8)
    • Somatoform bozukluklar (%6,3)
    • Alkol bağımlılığı (%3,4), opioid ve kanabis bağımlılığı
    • Psikotik bozukluklar (%1,2) ve yeme bozuklukları
  • Cinsiyetler arasındaki farklılıklar1,4

    • Erkeklere kıyasla kadınları etkileyen akıl sağlığı sorunu türlerine bakıldığında cinsiyetler arasında belirgin farklılıklar söz konusudur.
    • Kadınlar, depresyondan orantısız bir şekilde etkilenirler ve depresyonun prevalansı (görülme sıklığı) kadınlarda erkeklerdekinin iki katıdır.
    • Erkeklerde ise alkol kullanımına ilişkin bozukluklar, Avrupa'daki hastalık yüküne nispeten en büyük katkıda bulunmaktadır.
  • Yaşa göre dağılım2,3,4

    • Akıl sağlığı sorunları sıklıkla nispeten genç yaşlarda ortaya çıkar.
    • Akıl sağlığı sorunları, daha yaşlı insanlarda da yaygın olarak görülmektedir.
    • Genel Anksiyete Bozukluğu, 65 yaş ve üzeri hastalarda prevalansı en yüksek olan akıl sağlığı sorunudur
    • Demans, ortalama olarak 65 yaş ve üzeri kişilerin %5'ini ve 80 yaş ve üzeri kişilerin %20'sini etkilemektedir

Referanslar

  1. 1- EU contribution to the World Mental Health Surveys Initiative (EU-WMH). The burden of mental disorders in the European Union. 
  2. 2 - Health & Consumer Protection Directorate-General. The state of mental health in the European Union. European Commission, 2004. Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  3. 3 - World Health Organization. Mental health and older adults. Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  4. 4 - Wittchen HU, Jacobi F, Rehm J, Gustavsson A, Svensson M, Jönsson B, et al. The size and burden of mental disorders and other disorders of the brain in Europe 2010. Eur Neuropsychopharmacol 2011;21(9):655-679.
başa dön

Depresyon

  • Tanım2

    • Depresyon (majör depresif bozukluk), yaygın fakat ciddi bir duygudurum bozukluğudur.
    • Bir kişinin nasıl hissettiğini, düşündüğünü ve uyuma, yemek yeme veya çalışma gibi günlük aktiviteleri nasıl hallettiğini etkileyen ciddi semptomlara neden olur.
  • Avrupa'da Epidemiyoloji

    • Depresyon hem erken ölüm nedeniyle hem de engellilik nedeniyle yitirilen yıllar açısından Avrupa'daki akıl sağlığı sorunlarının oluşturduğu yükte en büyük payı olan faktördür.3
    • Depresyon kadınlar ve 40-59 yaş arası kişilerde daha yaygındır.1,3
  • Risk faktörleri

    • Majör depresif bozukluğun spesifik nedeni bilinmemektedir.
    • Majör depresif bozukluk, genetik ve çevresel etmenleri içeren çok faktörlü ve heterojen bir bozukluklar grubu gibi görünmektedir.1

     

  • Belirtiler ve semptomlar1

    • Majör depresif bozukluğa sahip olan çoğu hasta, dışarıdan hiçbir şey yokmuş gibi görünür.
    • Daha şiddetli semptomları olan hastalarda kilo değişiminin yanı sıra bakım ve temizlik anlamında bir azalma gözlemlenebilir.
    • Bir majör depresif bozukluk kritlerleri arasında, Akıl Sağlığı Sorunlarının Tanısal ve Sayımsal El Kitabı 5. Baskısında (DSM-5) listelenen 9 belirtiden en az 5'inin aynı 2 haftalık dönemde (ve bu semptomlardan en az bir tanesi depresif duygudurum ya da ilgi ya da zevk kaybıdır) mevcut olması gerekir.

    Majör depresyonun temel belirtileri ve semptomları

    • Depresif duygudurum
    • Hemen hemen tüm faaliyetlerle ilgili ilgi azalması veya zevk kaybı (anhedoni)
    • Uyku bozukluğu (insomni veya hipersomni)
    • Halsizlik veya enerji kaybı
    • Psikomotor ajitasyon veya retardasyon
    • Değersizlik hissi
    • Düşünme veya konsantrasyon becerilerinde azalma, kararsızlık
    • Önemli ölçüde kilo değişimi veya iştah bozukluğu
    • Ölüme dair tekrarlayan düşünceler, belirli bir planı olmayan ve tekrarlayan intihar düşünceleri veya intihar girişimi ya da intihar etmek için yapılmış belirli bir plan
  • Tanı

    • Depresyon tarama testleri değerli sonuçlar sunabilir. Bunlardan en yaygın kullanılanı Hasta Sağlığı Anketi-9'dur.1
      • Herhangi bir depresyon taraması veya derecelendirme ölçeğinin kullanımından elde edilen sonuçlar depresyon tanısı koymaz ve özellikle yaşlı hastalarda olmak üzere herhangi bir popülasyonda kusurlu sonuç verebilir.
    • Depresyon, hastanın öyküsüne ve fiziksel bulgulara dayanan klinik bir tanıdır.
      • Majör depresif bozukluğu teşhis etmeye yönelik tanısal laboratuvar testleri mevcut değildir; ancak majör depresif bozukluk olarak ortaya çıkabilecek olası tıbbi hastalıkları hariç tutmaya odaklı laboratuvar çalışmaları bu konuda yararlı olabilir.1
    • Nörogörüntüleme, psikiyatrik semptomlar üretebilen nörolojik hastalığın doğasına dair net bir anlayış ortaya koymaya yardımcı olabilir.1
  • Yönetimi

    • Tüm hasta popülasyonlarında, genellikle en hızlı ve uzun süreli yanıt, ilaçlar ve psikoterapinin birlikte uygulanması ile alınır.1
    • Majör depresif bozukluk yaşayan kişilerin %70-80'i uygun tedavi ile semptomlarında önemli ölçüde azalma yaşayabilir.1

Referanslar

  1. 1 - Halverson JL, Bhalla RN, Moraille-Bhalla P, Andrew LB, Leonard RC. Depression. Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  2. 2 - National Institute of Mental Health. Depression. 2018. Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  3. 3 - Wittchen HU, Jacobi F, Rehm J, Gustavsson A, Svensson M, Jönsson B, Olesen J, et al. The size of burden of mental disorders and other disorders of the brain in Europe 2010. Eur Neuropsychopharmacol 2011;21(9):655-679
başa dön

Şizofreni

  • Tanım1,3

    • Şizofreni, insanların düşünme, hissetme ve anlama şekillerini etkileyen kronik ve şiddetli bir akıl sağlığı sorunudur.
    • Şizofreninin en ayırıcı semptomu aşağıdakileri içeren psikozdur: 
      • işitsel halüsinasyonlar (sesler)
      • delüzyonlar (sabit yanlış inançlar)
      • konuşma bozuklukları
      • Negatif semptomlar (duygusal ifadelerde azalma)
  • Avrupa'daki Epidemiyoloji

    • Şizofreninin yaşam boyu prevalansının, dünya genelinde genel olarak yaklaşık %1 olduğu tahmin edilmektedir.
    • Şizofreninin prevalansı erkeklerde ve kadınlarda neredeyse aynıdır.
    • Şizofreni genellikle geç ergenlik dönemiyle otuzlu yaşların ortaları arasında başlar.
    • Hastalığın ilk 5–10 yılı şiddetli olsa da hastalığın bu ilk dönemini genellikle onlarca yıl süren rölatif bir stabilite izler.
  • Risk faktörleri

    • Şizofreninin nedenleri bilinmemektedir.1
    • Genetik ve perinatal faktörler, en olası risk faktörü gruplarıdır.
      • Birçok farklı gen şizofreni riskini arttırabilir ancak hiçbir gen tek başına şizofreniye neden olmaz. 
      • Şizofreninin gelişmesi için genlerle bireyin çevresindeki unsunlar arasında etkileşimlerin olması gereklidir. Bu çevresel faktörler arasında virüslere maruziyet, doğumdan önce yetersiz beslenme, doğum sırasında meydana gelen sorunlar ve psikososyal faktörler yer alabilir.3
  • Belirti ve semptomlar1,3

    • Şizofreni semptomları aşağıdaki 4 bölüme ayrılabilir:
      • Pozitif semptomlar –Psikotik semptomlar genellikle sağlıklı bireylerde görülmez (ör. halüsinasyonlar, delüzyonlar, konuşma ve davranış bozukluğu)
      • Negatif semptomlar – Normal duygu ve davranışlardaki bozulmalarla ilişkilidir (ör. duygusal çeşitlilikte azalma, konuşma yoksulluğu ve ilgi ve dürtü kaybı)
      • Bilişsel semptomlar –Bazı hastalarda hafif bazılarında ise daha şiddetli olabilir. Hastalar, hafızalarında ve düşünce yapılarının diğer kısımlarında değişiklikler fark edebilir. Ayrıca nüansları ve kişiler arasındaki işaretlerin ve ilişkilerin inceliklerini anlamakta da zorlanırlar.
      • Duygudurum semptomları - Hastalar sıklıkla anlaşılması zor bir şekilde neşeli veya üzgün görünürler; genellikle depresiflerdir.
  • Tanı

    • Şizofreninin tanısı Akıl Sağlığı Sorunlarının Tanısal ve İstatistiksel Kılavuzunun beşinci baskısında (DSM-5) belirtilen kriterlere göre konur ve hastanın aşağıdaki semptomlardan en az ikisini yaşamış olması gereklidir:1
      • Delüzyonlar
      • Halüsinasyonlar
      • Konuşma bozukluğu
      • Düzensiz veya katatonik davranışlar
      • Negatif semptomlar
    • Semptomlardan en az birinin delüzyon, halüsinasyon varlığı ya da konuşma bozukluğu olması gerekmektedir.
    • Şizofreni, herhangi bir karakteristik laboratuvar sonucu ile ilişkili değildir.1
  • Yönetimi

    • Şizofreninin tedavisi tıbbi, psikolojik ve psikososyal bilgilerin entegre edilmesini gerektirir.1
      • Şizofreninin tıbbi yönetimi genellikle ilaç kombinasyonlarının kullanılmasını gerektirir, bu ilaç kombinasyonları antipsikotik, antidepresan ve anti-anksiyete ilaçlarını içerebilir.2
      • Geleneksel ve tipik antipsikotik ilaçlar, halüsinasyon ve delüzyon gibi pozitif semptomları azaltır ve relapsları önler.1,2
      • Atipik antipsikotikler olarak da bilinen daha yeni antipsikotik ilaçlar, hem pozitif hem de negatif semptomların tedavisinde kullanışlıdır. Bu ilaçların, bilişsel semptomlar ve duygudurum semptomları üzerinde de olumlu etkileri olabilir.2
      • Düzenli psikososyal tedavi alan bireylerin relaps yaşama veya hastanede yatarak tedavi edilme olasılığı daha düşük olduğundan psikososyal tedavi büyük önem taşımaktadır.1,3

Referanslar

  1. 1 - Frankenburg FR. Schizophrenia. 2018. Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  2. 2 - Grohol JM. Schizophrenia treatment. 2018 Çevrim içi olarak ulaşılabilir
  3. 3 - National Institute of Mental Health. Schizophrenia. 2016.Çevrim içi olarak ulaşılabilir
başa dön